Hakkında
Bilmekten uzakta, bilmeye doğru, bilinmezi bilmeyiş, özgür bir anlamda bir kaçışı dillendirmek parmaklıklar ardındaki kalıplardan sıyrılarak tanımların özündeki ruhu hissederek ve görerek yeryüzündeki gizleri ve üflemek rüzgar sesine eş... İfadenin adı özgürlük.
Gördüğün cisimler senden değil… Yaşamdan hissetmezsin kendini, titrersin soğuk bir su zerresinde hapsolmuşçasına. İşte sanatçının dünyadaki yeri… Ölürsün, ölürsün, dirilirsin, dinlersin ve söylersin. Yaşam ve ölüme dair kendi bildiklerini, bildirilenleri değil…
Bir yolculuk esasında bir taşı kaldırıp ardınca ilerlediğin, karanlık bir mağara, bir tünel ve arkandan çizgiler çizdiğin, mağaranın girişinden sızan ışıkla görebildiğin çizgileri bir yere kadar ve arkana baktığında bir yerden sonra göremediğin çizgilerin ve kalakaldığın, karanlıklarda ateşi aradığın ve ateş yaktığın kendi aydınlığında kendi meşalenle ve kalkıp doğrulduğun, yürüdüğün, arkandan çizgiler çizerek. Meşalesiz aydınlanmaya doğru… İşte sanat.
Ve söylerken bütün bildiklerini acaba sessizlik senin dilinde nerede… Yazılmış, yapılmış, çizilmiş, şekledilmiş bütün anlamlardan uzak çölde yağmur zerrelerini arıyormuşçasına gürültünün içerisindeki sessizliğin gizemi ve kelimelerin bütün gizlerinde kendi yalnızlığına doğru…
Ve karanlıkta bir aydınlık ve aydınlıkta bir karanlık ve karanlık bir sessizlik. Sessizlik ve aydınlık. Bilginin ve bilmenin karmaşasından uzak, kendi yalın halin. İnsan olmanın özüne doğru en insan hal...
Cihat Hıdır 28.11.2008